Adwaitya (Sanskritçe, mukayese edilemez) (d. yaklaşık 1750 – ö. 22 Mart 2006), bir aldabra cinsi dev kaplumbağa. Hindistan’ın Kalküta şehrinde bir hayvanat bahçesinde yaşamıştır. 256 yıllık yaşı ile zamanının yaşayan en yaşlı hayvanı olarak kabul edilmiştir.
Hayvanat bahçesinin evraklarına göre, Adwaitya 1750 yılında doğmuş, 1875 yılında ingiliz koloni memuru Robert Clive tarafından konuk hediyesi olarak Seyşellerden Hindistan’a getirilmiştir. Bugünkü ismini 2005 yılında almıştır. Ölümünden birkaç ay önce kabuğunda,öldürücü bir enfeksiyona yol açan bir çatlak oluşmuştur. Kadavranın bilimsel incelenmesi sonucunda kaplumbağanın tam yaşı tespit edilir.
Sonuçlar> Kategori > Bilmedikleriniz
Mide, kaslı bir yapıya sahiptir ve sindirimde çok çeşitli görevleri vardır. Sürekli olarak kasılan, gevşeyen, hareket eden, çalkalanan ve sindiren bir organdır. Midemiz dolu olduğunda, tüm bu aktiviteler normal ilerleyişini sürdürür. Ancak midemiz boş olduğunda da kasılmalar devam eder. Bu kasılma hareketleri devam ederken, mide duvarlarının birbirine sürtünmesi sonucunda da, karın guruldaması dediğimiz sesi duyarız. Bu bize, yemek yeme vaktinin geldiğini hatırlatan bir sinyaldir. Ancak uzun bir süre aç kaldığımızda, kas hareketleri azalır. Bunun nedeni, vücudun açlık fazına girmesi ve sindirilmiş besinler yerine depo yağların kullanılmaya başlamasıdır.
Mısır, içeriğindeki suyun ısı nedeniyle yaptığı basıncın bir sonucu olarak patlar. Öz halindeki mısır taneciği ısıtıldığında, içeriğindeki su da buhar haline dönüşüp basınç yaratır ve bu basınç taneciğin kabuğunu zorlamaya başladığında da mısırı patlatır. Bu gerçekleştiğinde dışarı çıkan kabarık beyazlık ise tane içeriğindeki nişastadır. Rengi de nişasta içeriğinden dolayı beyaz olur. Mısırın içinde bulunan jelatin yapıdaki nişasta tanecikleri, nemden dolayı oluşan basınç nedeniyle patlamaz.
Siz bu haberi okurken tek bir dakikada dünyada neler değişiyor biliyor muydunuz?
İnsanoğlu en eski çağlardan beri boğazına bir şeyler sarıp takmaktadır. Bunu ilk zamanlar boğazını üşütmemek için yapıyordu. Hastalıklara karşı korunmak için boğazını sarıyordu. Yine tarlada bahçede iş başında iken , terlediğinde yüzünü ve terini silmek için boynuna bağlanmış bez bulundururdu insanlar.
İşte günümüzde ki kravatların atası bu bez parçasıdır. Yani boyuna takılan bu bez parçası aslında işçilerin ve çiftçilerin sembolü idi. Şimdi kravatlar her yerde boğazımızı sıkıyor. İki yakamızı bir araya getiriyor. Memur olmanın veya kurumsal ortamlarda bulunmanın olmazsa olmaz kıyafeti oldu kravatlar. Her ne kadar bu kadınlar için söz konusu olmasa da.
1660 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde olan Hırvatistan’dan (Croatia) bir alay asker Paris’e götürülüp, kralın huzuruna çıkarılmışlardı. Bu askerler boğazlarına renkli mendiller takmışlardı. Bu …
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Kağan Kocatepe ay ay anne karnındaki bebeğin gelişimi anlatıyor.









